Filistin ve Gazze’de bundan sonraki süreç hakkında beklentiler…
This post is also available in:
English
Son ateşkesin ardından yaşanan ihlaller ve mevcut siyasi, hukuki ve askeri dinamikler göz önüne alındığında, bundan sonraki sürece ilişkin olası senaryoları ve beklentileri analiz edebiliriz.
Süreç, büyük olasılıkla üç ana alanda ilerleyecektir: Askeri/Operasyonel Alan, Siyasi/Diplomatik Alan ve Hukuki Alan.
Bundan Sonraki Süreç Hakkında Olası Senaryolar
- Askeri ve Operasyonel Alan (Gazze ve Bölge)
Askeri hedefler netleşmediği ve taraflar arasında güven tesis edilemediği sürece çatışmanın devam etmesi beklenmektedir.
- Çatışmanın Devam Etmesi ve Yerel Gerilla Savaşı: İsrail, Hamas’ın askeri ve yönetim kapasitesini tamamen ortadan kaldırma hedefine henüz ulaşamadığı için, Gazze’deki operasyonların daha dar, hedefe yönelik ve uzun süreli bir “düşük yoğunluklu” gerilla savaşına dönüşmesi muhtemeldir. Bu, sivil kayıpların hızının azalması ancak devam etmesi anlamına gelebilir.
- Refah’ın Durumu: İsrail’in Refah’a yönelik büyük çaplı bir kara harekâtını gerçekleştirmesi, uluslararası baskıya rağmen hala masadaki bir seçenek olarak durmaktadır. Böyle bir hareket, insani felaketi katlanarak artıracak ve uluslararası tepkiyi en üst düzeye çıkaracaktır.
- Kuzey Cephesi (Lübnan): İsrail ve Hizbullah arasındaki gerilimin yüksek kalması ve her an kontrol dışı bir bölgesel savaşa dönüşme riski devam etmektedir. Bu cephedeki genişleme, süreci kökten değiştirecek en büyük risk faktörüdür.
- Siyasi ve Diplomatik Alan
Uluslararası aktörlerin arabuluculuk çabaları ve bölgesel normalleşme süreci belirleyici olacaktır.
- Rehineler ve Yeni Ateşkes Görüşmeleri: İnsani nedenlerle ve esir takası baskısıyla yeni bir kısa süreli ateşkes anlaşmasına varılması için diplomatik çabalar devam edecektir. Ancak, kalıcı bir ateşkes sağlanması, Hamas’ın geleceği ve İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi konularındaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle zor görünmektedir.
- Gazze’nin “Ertesi Günü” Planı: Çatışma sonrası Gazze’nin kimin yöneteceğine dair somut ve kabul edilebilir bir planın (ABD, Mısır, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkelerinin katılımıyla) oluşturulması süreci yavaş ilerleyecektir. Filistin Yönetimi’nin (FY) reformu ve güçlendirilmesi, bu planın kilit bir parçasıdır, ancak İsrail’in buna sıcak bakmaması büyük bir engeldir.
- İki Devletli Çözümün Canlanması: Çatışmanın yarattığı kriz, bazı uluslararası aktörleri (özellikle Avrupa ve ABD) iki devletli çözüm fikrini yeniden canlandırmaya itebilir. Ancak bu, Filistin ve İsrail yönetimlerinin mevcut radikal tutumları nedeniyle kısa vadede siyasi olarak imkansız görünmektedir.
- Hukuki Alan (UAD ve UCM)
Uluslararası mahkemelerin süreç üzerindeki baskısı artarak devam edecektir.
- Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Baskısı: Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasındaki ihtiyati tedbir kararlarının uygulanması yönündeki baskı sürecektir. UAD’nin kararları, İsrail’in uluslararası itibarını ciddi şekilde zedelemeye devam edecek ve üçüncü ülkeler üzerindeki yaptırım baskısını artıracaktır.
- Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Soruşturması: UCM’nin Gazze’deki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar soruşturması ilerleyecektir. UCM Savcısının, üst düzey İsrailli ve Hamas yetkilileri hakkında tutuklama emri talep etme ihtimali süreçteki en ciddi hukuki gelişme olacaktır. Bu durum, bireyler üzerinde uluslararası seyahat ve finansal kısıtlamalar anlamına gelebilir.
Genel Çıkarım
Bundan sonraki süreç, ne yazık ki yüksek insani bedeller ödenerek ve büyük siyasi belirsizlik içinde geçecektir. Askeri operasyonların devam etmesi, diplomatik tıkanıklığı beslerken, uluslararası hukuki süreçler (UAD ve UCM) İsrail ve Hamas üzerindeki ahlaki ve siyasi baskıyı artıracak en güçlü araçlar olmaya devam edecektir.
Bu süreçte Türkiye ve diğer bölgesel aktörlerin (Katar, Mısır) arabuluculuk ve insani yardım sağlama rolleri kritik önem taşımaya devam edecektir.



Yorum gönder